332 görüntülenme

Kişiliğimizin Doğduktan Sonra Dış Etkenlerle Gelişmeye Başladığını Savunan Kuram: Psikoseksüel Gelişim

Sigmund Freud’un ortaya attığı bu kuramı Sözlük yazarı ”remineralizasyon” anlatmış. entry’nin sözlükteki hali için tıklayın

psikanalizin, dolayısıyla psikolojinin temelini belirleyen sigmund freud’un ortaya attığı bu kuramın adı ”psikoseksüel gelişim” kuramı. bu kurama göre çocuklardaki kişiliğin gelişmesini tetikleyen süreçler beşe ayrılıyor. bunları elimden geldiğince açıklamaya çalışacağım. uzun bir yazı olacak ama umarım sıkıcı olmaz. sonuçta şuan siz ‘bir beyaz eşyacıdan psikanaliz hakkında bilgiler’ okuyacaksınız. sizin için de enteresan bir deneyim olabilir bu belki.

bu arada tüm metni ”copy-paste” yapmayıp kendi kendime yazdığımı belirteyim. yani sağda solda okuyup, anlayıp buraya kendi yorumumla geçiyorum.
başlayalım o halde.

oral dönem: (0-1 yaş)
bu kurama göre herkes, doğumda ‘haz’la birlikte dünyaya gelir. hazzın alımının yolunda gitmesi ya da gitmemesi ileriki dönemlerde saplantılara yol açar, bu saplantılar da kişinin ileriki dönemlerde kişiliğinde derin izler bırakır. haz’dan kastım doğal dürtülerin (acıkma, kaka yapma gibi) hemen doyurulmasi, gerginliğin (ağlama krizleri gibi) hemen giderilmesi gibi durumların hemen çözüme ulaştırılması çocuğun ilk beklentisidir. bu dönemdeki çocukların tümü, tamamen anneye bağımlı olarak yaşar. bu sebeple çocuklarda ilk gelişen kişilik özelliği ”almak”, ”almayı bilmek” ve ”elde etmek”tir. çocuğun bu dönem içindeki isteklerinin karşılanma şekilleri, onu ileriki yaşlarda aşırı alıcı, dışarıya çok bağlı biri yapabilir.

bu dönemdeki haz kaynağı ağız olduğu için bebekler her şeyi ağızlarına alarak tanımaya çalışırlar. yeterli doyuma ulaşmayan veya aşırı doyum alan insanlar oral evrede saplanabilir. bu duruma ”oral fiksasyon” denir. bu durumdaki bireyler gelecek yaşamlarında oburluk, sigara tiryakiliği, küfürbazlık, bağımlı kişilik yapısı gibi etkilerle karşılaşabilirler. ayrıca annenin gösterdiği aşırı sevgiden ötürü bireyde ‘ben değerliyim’ düşüncesi oluşur ve fiksasyondaki bir birey, ileriki döneminde de bu duyguyla fazla kibirli olabilir.

anal dönem: (1-3 yaş)
çocuğun kaslarının ve ‘süperego’sunun gelişmeye başladığı dönemdir. bu dönemde haz kaynağı anüstür. çocuk kakasını tutma yeteneği kazanır. kakasını tutmaktan ve bırakmaktan haz duyar. çocuğun dışkısını tutabilmesi ve annesinin istediği yerde ve zamanda yapması çevreden büyük ilgi görür ve çocuk ödül alır. böylelikle çocuk artık toplumun iyi, kötü, doğru, yanlıs ve ayıp gibi yargıları ile tanışmaya başlar. bu dönemde verilen tuvalet eğitiminin aşırı katı olması ileriki dönemlerde bu çocuklarda ”anal fiksasyon”a sebep olabilir ve bu bireylerde obsesif kompulsif bozukluk, tuvalet işleriyle fazla uğraşma, cimrilik, kararsızlık, mükemmeliyetçilik, inatçılık, aşırı titizlik gibi davranışlar görülme olasılığı artar.

fallik dönem: (3-6 yaş)
bu dönemde çocuklar cinsel organlarını keşfeder, cinsel farklılıklara ve onların anlamlarına yönelir. çevreden ve başka insanlardan ayrı bir kişi olduğunu kavrayan çocuk, artık “nasıl bir kişi” olacağını araştırmaktadir. bu nedenle kendi bedenine, cinsel ayrıliklarına ve genellikle çevrede olagelen her seye karşı derin, bitmek bilmez bir soruşturma ve öğrenme eğilimi gösterir. bu dönemde çocuğa uygulanacak aşırı korkutmalar, suçlandırma ve cezalar, atılganlığın kısıtlanması, çocukta girişim kısırlığı ve aşırı çekingenliğe sebep olabilir. ayrıca cinsel kimlikte güvensizlik, cinsel kimlik gelişmesi, cinsel ilişkiden kaçınma, cinsel soğukluk ve en önemli kırılma noktaları olarak ”oedipus kompleksi” ve ”iğdişlik korkusu”nu hissetmeye bu dönemde başlar.

oedipus kompleksi’ni biraz açıklayayım. bu kompleks, erkek çocuğun annesine, kız çocuğun babasına karşı özel bir sevgiyle (aşk) yaklasıp erkek çocuğun babayla, kız çocuğun da anneyle yarısa girmesi, hatta bazı durumlarda ondan nefret etmesi şeklinde açıklanabilir. fallik döneme özgü bu ”ödipal çatışma”yı (tabii yine ailesinin desteğiyle) çözememiş kişiler yetişkin yaşamda bilinçli ya da bilinçsiz ödipal eğilimler ya da buna karşı aşırı savunmalar gelştirebilir. fallik fiksasyonlu bireyler karşı cinse aşırı hassas, hemcinslerine karşı ise aşırı tepkili olabilir.

iğdişlik kompleksi ise şöyle açıklanabilir. fallik dönemde erkek çocuk için penis, çocuğun bütün benliği, varlığı ile eşdeğer bir anlam ve önem kazanır. toplumsal tutumların da desteği ile erkek çocuğu kız çocuktan ayıran bu değerli, “üstün” organla ilgili olarak çocuk, zihninde bir takım korkular gelistirir. kız çocukta penis olmadığını fark edince bunun kendisinde de yok edilebileceği kaygısı doğar. ayrıca ailede ve toplumda çocuğun yaramazlıklarına, penisi ile oynamasına, gece işemelerine karşı bir ceza olarak penisin kesileceğinin sıklıkla söylenmesi bu kompleksi tetikleyebilir. toplumumuzda bu yaştakı çocuklara yapılan, “tutun sunu keselim çükünü” biçimdeki korkutmalar, takılmalar ve gerçekten bu yaşlarda yapılan sünnet olayının kendisi penise bir zarar gelebileceği, ceza olarak penisin kesilebileceği korkusunu uyarir.
erkek çocuğun sık sık penisini açıp bakması, göstermesi ve bu konuda konusması, penisin sağlam olduğuna ilişkin bir çeşit kendine güvence verme belirtileridir.

ayırca bu komplekse sahip bireyler penisten yoksun olan kız ve kadınları aşağı görerek onlardan uzak durabilir. başka çocukları gerçekten ya da simgesel biçimlerde iğdiş etmekle tehdit edebilir. erkek çocukta görülen iğdiş edilme korkusunun kız çocuktaki karşılığına freud, ‘penise imrenme’ demiştir ve kız çocuktaki cinsel kimlik gelişimini bu varsayım üzerine dayandırmıştır.

latens dönem / uyuklama evresi (6-12 yaş)
bu dönem, fallik dönemin bititşiyle başlar ve ergenliğe girene kadar devam eder. çocuğun bedensel ve zihinsel gelişiminde önemli rol oynayan bilişsel ve duygusal ilerlemeler bu dönemde hızlanır. çocuğun bilişsel yetileri (algı, bellek, yargılama) gerçeğe daha uygun değerlendirmeler yapabilecek düzeye gelir. zamanı, yeri, uzayı tanıması olgunlaşır. neden – sonuç bağlantılarını gerçeğe uygun kurabilir. kavramsal ve soyut düşünme yetisinin gelişmesi ile daha uygun ve geçerli genellemeler yapabilir. ‘ego’ bu dönemde hızla gelişmektedir.

genital dönem / ergenlik (12-18 yaş)
bu dönem, erkekte ve kızda hızla büyümenin olduğu, cinsel yapının hızla geliştiği yaşları kapsar. bu çağda eskiden yaşanılmış cinsel yönelimler, çatışmalar baştan yaşanır. aşırı bağımlılık duyguları olan ergen, ailesini yitirme, onlardan kopma kaygısına kapabilir. çocukluk dönemlerinden arda kalan sorunların çözümü bu çağda yapılacaktır. genellikle bu sanıldığından ağır bir sorundur. genç, tetiklenen ve kontrol edilmesi zor olan sorunlar arasında egemenlik kurmak zorundadır. çoğu ruhsal bozukluklar, nevrotik bozukluklar, kişilik bozuklukları, psikozlar bu dönemde ortaya çıkar. ergenlik dönemi kimlik gelişimi açısından en önemli evrelerden biridir. ergen, uzun bir hazırlık dönemi içinde yıllarca çabalar, bocalar ve kimliğini iyi kötü bulur. bu dönemde ailenin tutumu, bireyin kişiliğini oturtmada önemli rol oynayacaktır.

özetle freud’a göre, zihinsel olarak olgunlaşmış, karakteri oturmuş bir insan olmanız için bu aşamaları sorunsuz bir şekilde tek tek geçmiş olmanız gerekmektedir. bu da ailenin bu konuda ne kadar bilinçli olduğuyla ve sizi bu evreleri geçerken ne kadar destekleriyle doğru orantılı bir kavramdır. bu yüzden çocuklarımızı ‘saldım çayıra, mevlam kayıra’ yöntemiyle yetiştirmemiz pek doğru bir yöntem olmayacaktır.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *